Cepni Köyü Resimleri - 1

Çepniköy ve Çepnililer Tarihi

Çepni adına dair bize bilgi veren en eski kaynak, Kaşgarlı Mahmut’un 466(1074) yılında yazımını bitirmiş olduğu ve 664(1266) yılında istinsah edilmiş olan Divan-ı Lügati’t-Türk adlı eseridir...

Kaşgarlı Mahmut, eserinde, Oğuzları yirmi iki bölük halinde ele almış, simgelerini göstermiş fakat bu boy adlarının manası üzerinde durmamıştır.

Çepni adını zikreden bir başka kaynak ise Reşided-Din Fazlullah’ın 1310 yılında yazdığı Cami’üt-Tevarih’tir. Eserin ikinci cildinde “Oğuzan ve Türkan” adıyla Oğuz Destanı anlatılır.

Burada, Oğuz’un vefatından sonra yerine Kün Han’ın geçtiği, Oğuz’un çok sevdiği bilge kişi olan Irkıl Hocanın, devletin devamlılığının sağlanması, ileride herhangi bir kargaşaya meydan verilmemesi için, yirmi dört oğuldan her birine birer lakap tespit ettiği anlatılır.

Bu yirmi dört oğlun hayvanlarına da ayrı ayrı damgalar vurularak, sürülerin karışmasına önlem alınmıştır. Kök Han’ın dördüncü oğlu olan Çepni,”Nerede düşman görse durmayıp savaşan(kandakı yağı göre derhal savaşır ve çarpar.)” anlamına gelmektedir.

Çepni adının geçtiği, Ebugazi Bahadır Han’ın 1660’da tamamladığı Şecere-i Terakkime adlı eserde Ebugazi, Reşided-Din’den ve Türkmen rivayetlerinden yola çıkarak Çepni’yi Oğuz’un altıncı torunu olarak göstermiş, anlamının da “cesur” olduğunu bildirmiştir.

Gyula Nemeth ise “Çepni” adının Kırgızca “çep” yani “kalkan” ve Türkçe “çeper” yani “duvar, çit, parmaklık” kelimeleri ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Nemeth’e göre, Çepni adındaki –ni ektir ve “çep” köküne “koruyucu birlik” veya “sınır koruyucu” anlamı yüklemektedir.

Sultanşah Ataniyazov da buraya kadar adını andığımız eserlerin sentezini yapmış olduğu halde, Çepni adının eski Türk kelimesi olan “çöp” manasını taşıyan “çep” ten geldiğini savunmuş, ”Çepni” nin, “küçük grup, sürü” anlamında olduğunu belirtmiştir.¹

İbrahim Kafesoğlu ise Türk boylarının adlarının, bu boyların siyasi ve sosyal özelliklerini ortaya koyduğunu belirtmekte ve Çepni adını siyasi unvanlar kategorisinde değerlendirmektedir.²

Bütün bu bahislerle birlikte Çepni adının gerek yer adı olarak gerekse halk kitleleri tarafından, Çetmi, Çetni, Çapani, Çepnü, Çebni, Çepne, Çetmü, Çipni, Çitmi, gibi benzer şekillerde kullanıldığına da rastlanmaktadır.


Yirmi dört Oğuz boyundan biri olan Çepnilerin, eski kaynaklara göre Anadolu’daki tarihleri 12.yüzyıla kadar gitmektedir. Bu kaynakların başında, Divan-ı Lügati’t-Türk gelmektedir. Daha sonra 14.yüzyılda Reşided-Din Fazlullah tarafından yazılmış olan Cami’üt-Tevarih de Çepniler tarih ve kültürüne kaynaklık eder.

Çepniler, Oğuzların Üçok koluna mensuptur.

Kaşgarlı Mahmut’a göre, Oğuzların yirmi iki boyundan biri olan Çepnilerin hayvanlarına vurdukları damga X¯ şeklindedir.³

Reşided-Din’e göre Çepnilerin şölendeki et payı “sol karı yağrın”,onkunu ise “sunkur” dur ve Çepniler, Oğuzların yirmi dört boyundan biridir. Damgası >- şeklindedir.4

Yazıcı-Oğlu’nda ise Çepni boyunun “sünük”ü, “sol karı yağrın kuşunun ise “sunkur” olduğu görülmektedir. Damgası ise ? şeklindedir.5

14.yüzyılda Çepni adı, Ebu Hayyan’ın Kitabü’l İdrak Li-Lisanil Etrak adlı eserinde “Çepni Kabiletün Minnet-Türk” şeklinde geçer. Eserde Oğuz boylarından sadece Kınık ve Çepni boylarının adının geçmesi, Çepnilerin yalnız Anadolu’da değil, Mısır’da da siyasi başarılarından ötürü adının duyulmuş olduğunu ispatlar.6

Faruk Sümer, 16.yüzyıl vesikalarında Çepniler hakkında ayrıntılı bilgiler elde etmiş ve Tahrir Defterlerinde 43 yer adına rastladığını belirtmiştir. Buna göre Çepnilerin yirmi dört boy arasında dokuzuncu sırada olduğunu belirterek, Tahrir Defterlerinin daha geniş bir incelemesi yapıldığında Çepnilere ait daha fazla yer adı bulunabileceğini işaret etmiştir.7

Giresun ile Batum arasına yerleşerek buraları yurt tutan Çepniler, Selçukluların İslamiyeti kabulüyle benimsedikleri cihad ülküsünü miras olarak bilmiş, bu uğurda mücadeleler vererek benliklerini korumuşlardır.

Bazı kitleler tarafınca Çepnilerin “Kızılbaş” olduğu dayatılır. Lakin Kızılbaşlık deyimi yanlış algılanmıştır. Kızılbaş kelimesi, İran’da Safevi Devleti reisi olan Şah İsmail’in askerlerine giydirdiği kızıl başlıklardan gelir. İran ile münasebeti bulunan Çepni boyunun Anadolu coğrafyasına dağılmasıyla da Kızılbaşlık deyiminin yaygınlaştığı da muhtemeldir. Araştırmalara göre sabittir ki; bir kısım Çepniler Alevi’dir ve Karadeniz’e intikalleri sonrasında Sünnileşmişlerdir. Her ne kadar Çepnilerin dini boyutu incelense de Çepnilerin Türk-İslam Kültür ve Medeniyeti çerçevesinde vatanperver bir şuura malik olduklarını bilmek gerekir.


Çepniler, eskiden günümüze töremizin taşıyıcısı olmuş, siyasi muvaffakiyetleri ile de bunu desteklemişlerdir. Sinop’u almak için gelen Trabzon imparatoru Giorgi’ yi 1279’da hiç denizcilik bilmedikleri halde ağır bir yenilgiye uğratan Çepniler, Sinop’ta yerleşik hayata geçmemiş, Çepni Eli’ne geri dönmüşlerdir. Bu sebeple Sinop’ta Çepni adına dair bir yer ismi yoktur.8

Türkçe-Farsça karışımı bir dili kullanan Çepnilerin Akkoyunlu ve Safevi devletleriyle ciddi münasebetleri olmuş, kimi Çepniler bu dönemde İran’a gitmişlerdir. Çepnilerin bir kısmı İran’dan geri dönerek Doğu Karadeniz bölgesine yerleşmiştir. Bu sayının yüz bin olduğu tespit edilmiştir.9

Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun vilayetlerine dair kaynaklara bakıldığında Çepnilerin buralardaki yoğun faaliyetlerine rastlıyoruz.

14.yüzyıldan itibaren Anadolu’nun iskânında Osmanlı’ya katkıda bulunmuşlardır. Osmanlı batıda fetihler yapıp buraları Türkleştirirken Çepniler de Karadeniz sahilinde faaliyette bulunup Giresun civarında beylikler kurmuşlardır.10

Türkmenler arasında bazı karışıklıklar da mevcuttur. Çepniler Görele’de bazı kargaşalar içine karışarak, Giresun-Trabzon arasındaki ahaliye maddi zararlar vermişler, bundan ötürü gerekli fermanla cezalandırılmışlardır. Görele’deki bu Çepniler, Espiye Madeni civarına yerleşmiş, sonra eski yerlerine dönmüşlerdir.11

1071 Türk-İslam zaferi ile Türklerin Anadolu’yu mesken tutmasından sonraki dönemlerde Çepni yayılışı başlamış,1240 Baba İshak ayaklanmasından sonra da etkisini göstermiştir.

Geçmişten günümüze Çepni adı ile zikredilen Çepni Köyümüze de değinelim:

Çepni Köyü 1515 Tarihli Tapu Tahrir Defterinde, Emir Ağa oğlu Ali ve Kardeşi Menteşe’nin tımarına tabidir. Alahnas nahiyesine bağlı İlit, Bayramoğlu nahiyesine bağlı Manastır da bu beylerin dirliği kapsamındadır. Aynı tarihlerde Çepni Köyünde normal halk zümresi yaşamaktadır. Toplam 14 hanedir. Bunun 8’i topraklı, 6’sı topraksız çiftçi olarak sipahiye vergi vermedikleri saptanmıştır. Kayıtlara göre bir değirmen işletmesi bulunmaktadır ve bu bahis 1530 Tarihli Muhasebe Defterinde zikredilmektedir. 1554 Tarihli Tahrir Defterine göre 1515’ten bu tarihe kadar köyün nüfusunun yarı yarıya azaldığı görülür. Geriye kalanlar; Himmet oğlu Ahmet, Piri oğlu Ramazan ve babasının ismi tespit edilemeyen İsmail adlı kişiye ait hanelerdir. Bu haneler toprak sahibi, Mehmet oğlu Menteşe topraksızdır ve Ahmet oğlu Menteşe’nin ise hakkında bilgi edinilememiştir.12

Araştırmacı hocalarımızın da tespitlerine göre, Çepnilerden günümüze 43 yer adının geldiğini biliyoruz. Tarihi ehemmiyet arz eden bu yer adları, yakın dönemlere kadar bazı yetkililer tarafından değiştirilerek, tarihe kaynaklık edecek deliller adeta yok edilmiştir. Örneğin; Espiye ilçemizin en eski köylerinden olan Keçi Köy’ün adı, yakın dönemlerde değiştirilerek “Güzelyurt” şeklinde telaffuza sunulmuştur. Hâlbuki “keçi” kelimesi de Çepni adı gibi Oğuzlardan miras kalmıştır. Divan-I Lügati’t-Türk’e göre “keçi” kelimesi Oğuz lehçesine aittir.13 Bu sebeple yetkililerimizi tarihimizle oynamamaya davet ediyorum.

Trabzon Sancağı, nahiye esasına göre düzenlenmiştir. Vilayet-i Çepni en büyük nahiyedir. Yağlu Dere, Bayram Oğlu, Kara Burnun, Yüreğir, Elki Yomlu Hası, Alahnas ve Kürtün Nahiyeleri Trabzon Sancağına bağlıdır.

Türklüğün ve İslamiyet’in Karadeniz Bölgesinde benimsenmesine destek olan Çepniler, siyasi, sosyal ve kültürel manada Türk Milletinde ilgi uyandırmış ve iz bırakmışlardır.

Çepniler günümüzde de geçmişteki izlenimlerini korumaya devam etmektedir. Türk Milletine yakışan milliyetçi ruhu, kuvveti, kudreti ve cömertlik şuuru Çepnileri gönüllerde ebediyete sevk etmiş, özgün kılmıştır. Bu sebeple Alucra-Şebinkarahisar yöresi halkı eleştirel manada, Yedi Nahiye halkına “Çepni” der. Yedi Nahiye halkı da iç kesimde bulunan ilçelerimizin halkına “Ekinci” der.

Trabzon Sancağına bağlı Bayramoğlu nahiyesi, Güce ile Yağlu Dere arasındaki köylerden müteşekkildir. Bayramoğlu nahiyesine bağlı köyler de şunlardır: Dikmen, eski adı Döğer’dir. Güzelyurt, eski adı Keçi Köy’dür. Avluca, eski adı Avulluca yahut Oğullucadır. Kozköy, eski adı Koz’dur. Taflancık, eski adı Tağnalcuk’tur. Çalkaya, eski adı Manastır-ı İslam’dır. Ağruk ve Kandavur14 adını taşıyan köyler de vardır. Kurugeriş, İncirlik köyleri ve adını hala koruyan Çepni Köyü de Bayramoğlu Nahiyesine mensuptur.15

Karadeniz kıyılarında bulunan Çepniler kendi içinde sürekli yer değiştirmiş, bu sayede de Türklüğe has dinamik hayat tarzını canlı tutmuşlar, eski deyişimizle “yatuk” olmamışlardır.

Bayramoğlu Nahiyesine bağlı kalmış olan Çepni Köyümüz, Espiye kazasına bağlı ve merkeze 18 km uzaklıktadır. Köyümüze Espiye’ye dökülen Gelivera deresi takip edilerek Cindere deresine ulaşılır ve Savaş deresini geçerek varılır.

Önceleri, çok mahalleli, geniş topraklara sahip olan Çepni Köyümüz, gelişime ayak uydurarak, idari vaziyette bölünerek, Aralıcak (yeni adıyla Yeşilyurt) adlı yeni bir köy doğurmuştur. Aralıcak Köyü, Çepni Köyümüzün Keçi Gerişi adlı mahallesini de bünyesine almıştır.

Çepni Köyünün geçim kaynağı fındık tarımıdır. Ufak çapta hayvancılık yapılır ve tarlalar bir evi geçindirecek kadar işletilir.

Köyde yaklaşık beş asır evvelinden kaldığı rivayet edilen, tarihinin yazılı olduğu taşın restorasyon sırasında hüsrana uğratıldığı bilinen bir cami bulunur. Restore edilen bu caminin üstüne ek bina da yapılarak eski görüntüsü tamamen kapanmıştır.

Köye bağlı Alemağaç Dağında eski kilise kalıntılarına rastlanmaktadır. Bununla birlikte Kara Melik adlı mevkide, fındık bahçesinde, tarihini bilmediğimiz taş döşemeli ince bir yol bulunmaktadır. Dere Bahçe mevkiinde yine bu tür taş döşemeli bir yol bulunur. Köy Buğazı denilen ve Öteköy’ü köy merkezine bağlayan patika yol da tamamen taş döşemelidir ve tarihi bilinmemektedir. Kürek Yeri mevkiinde ise yol üzerinde büyük bir kayanın üzerine eskiden yapılmış olan bir duvar bulunmaktadır. Bu duvarın arı peteklerine zarar veren yabani hayvanlara karşı yapıldığı biliniyor. Bu kayaya da Petek Kayası denilmesi de buradan gelmektedir. Beceli Yanı denilen yerde de köy ileri gelenlerinin ve muhtarın öncülüğünde toplantıların yapıldığı “Köy Odası” adını verdikleri bina, şimdi yerinde olmamakla beraber köylümüz tarafından bilinir.

Çepni Köyü’nün şimdiki sınırlarına bakacak olursak; kuzeyinde Güneyköy Köyü, güneyinde Dikmen Köyü, doğusunda Çalkaya, batısında Taflancık Köyü bulunur.

Köyde arazi Karadeniz özelliği taşıdığından engebe fazladır, dağ ve tepeler arasında mahalleler bulunur. Dağınık yerleşim söz konusudur. Köyün önemli yükseltileri, Sungur ve Alemağaç dağlarıdır.

Karadeniz iklimine mensup Çepni Köyümüzün yalnızca Şalcı Mahallesinde hafif deniz etkisi görülür.

Köyün mahalleleri: Köy(merkez), Öteköy, Burun Tarla, Ağaçlık, Kaya Düzü, Almalık, Kuz Bahçe(Gülüklük), Şalcı, Kara Melik.

Köyün yetkilileri ile halk arasındaki ilişki ve dayanışma, köyü sosyal, iktisadi ve kültürel yönde gelişmişliğe götürmektedir. Doğal güzelliklerinin yanı sıra ahalisinin de misafirperver olması Çepni Köyünün söylenmesi gereken bir gerçeğidir.


--------------------------------------------------------------------------------

1.Ali Çelik,”Çepnilerin Anadolu’nun Türkleşmesindeki Yeri ve Önemi”.
2.İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken yay. ,İstanbul,1999,s.230.
3.Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügati’t-Türk, Kabalcı yay. , İstanbul,2005.s.354.
4.Faruk Sümer, Oğuzlar, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı yay. , İstanbul,1992, s.230.
5.Sümer, a.g.e, s.231.
6.Çelik, a.g.m.
7.Sümer, Çepniler, Türk Dünyası araştırmaları Vakfı yay. , İstanbul,1992,s.15,16
8.Sümer, Çepniler, s.13.
9.Çelik, a.g.m.
10.Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, Ötüken yay. ,İstanbul,2004,s.665
11.Çelik, a.g.m.
12.Mehmet Fatsa,15. ve 16.Yüzyıllarda Giresun Kırsalının İdari ve Sosyal Tarihi, Giresun Belediyesi yay. ,Giresun,2005,s.302.
13.Kaşgarlı, a.g.e. ,s.297
14.”Kandavur” adının günümüzde Şahin Yuva ve Akkaya köylerinde ad soyadı olarak kullanılan “Kandemir” kelimesiyle ilişkili olduğu muhtemeldir. Doğu Anadolu’da yaşayan Kantemir Çepnileri,1613’te baskılar karşısında Orta Anadolu’ya göç etmişlerdir. Bunların boy beyi, Kantemir Bey’dir. Kandemir kelimesi Çepniler arasında bu tarihlerden beri kullanılagelmiş olan bir addır. Kantemir Çepnileri için ayrıca bakınız: Faruk Sümer, Çepniler, s.17–18
15.Sümer, Çepniler, s.97

--------------------------------------------------------------------------------
Kaynak: Mevlüt KAYA

0 yorum:

Yorum Gönder

* Lütfen Konu ile Alakalı Yorum Yapın...

* Açılabilir Pencereden "Adı/URL" Kısmını Seçip İsminizle Yorum Yapın...

*İsimsiz Yorumlar Silinecektir...

Çepniköy Video - İzle